Merhaba,
Öncelikle İstanbul'da oturmayanların yaşadığım anıyı okumasını tavsiye etmiyorum. Çünkü fazlasıyla İstanbul'un Metrobüs hattından bahsediyorum.
Kitap bakmak için İstanbul-Bakırköy'e gitmiştim, akşam olduğunda geri dönerken son bi kez Aqua Florya AVM'ye uğrayıp kitap baktım. İşim bittiğinde saat 21 ve hava seyrek yağmurluydu. Bütün gün kendimi kitap bakmak için zorlayıp stresten hiç bir şey yemedim. Gelmek için indiğim yerin karşı durağına geçiceğime hangi tarafa gideceğini bilmediğimden birde açlıkla baş ağrısı, bi İETT metrobüse bindim. Şoför beye metrobüs hattına çıkmak istediğimi söyledim. Eminönü tarafında çıkar dedi. Tamam diyip kartı çıkardım. Yetersiz bakiye uyarısı verdi. Şoför boşver geç dedi fakat öyle olmaz dedim 2,5 TL'miş. 50krş Bozuğum yoktu 3 TL verdim. Keşke herkes senin gibi olsa dedi fakat ben çok bitkindim övgüyü algılayacak halim yoktu. oturdum ve Eminönü lafı beynimde döndüğüne rağmen kısa bi süre takmadım. Sonra telefonumdan navigasyona baktığımda Silivri tarafından uzaklaştığımı anca idrak ettim. Şoför beye tekrar sordum Silivri'ye gideceğim diye. Otobüsün ön tarafındaki inip-binme tarafında beklememi söyledi. Ön koltuk dolu olduğu için bende o bitkin halimle ayakta bekledim. Zaten ilk yanlız yolcuğum Temmuz 2016'da 18 yaşımda yapmıştım birde 6-7 ay sonra böyle bir şey yaşamam hafif fakat yorgunlukla karışık uykulu-şok etkisi yapmıştı. Yani ayakta duruyorum, kalbim heyecandan hafif çarpıntılı, öbür yandan da "Neyse sabahı bekler eve öyle dönerim." lafını kafamda döndürüyorum. Bir süre sonra (benim o anki heyecanımla epeyce bi zaman sonra gibi gelmişti, neyse) beni karşı taraftaki metrobüse binebileceğim bi yere bıraktı. Cevizli'ydi galiba Yağmur Hızlanmış hava daha da soğumuş. Karşı tarafa geçtim. Bütün param 5TL geri kalan bozuk paramda 30-40 kuruştu. Telefonumun (hiçbir zaman eksik etmem) kapağındaki 20 TL'yi kartıma yatırmak istedim metrobüsün beni kabul etmemesi durumuna karşılık. O soğuk gece de çöpleri süpüren genç çöpçü belediyeci çocuğa sordum. Gişeye yönlendirdi. O da karşıdaydı. Tekrar karşı tarafa geçtim. Malesef kapalıydı gişe mişe. Makine de yoktu. Banka kartlarım olsa ne fayda, bozuk para gerekliydi. Kendi tarafıma geçmeden hazır da karşı duraktayken orada duran seyyar çaycıya çekinerek "Bir şey isteyecektim mümkünse" dedim çaycının yanındaki duran arkadaşı "Çok şey işte, buyur." diye cevap verdi. :D Böylece 5TL'mi 1'lik yaptım. Korkmuştum zaten zayıftım.Belki bilirsiniz ne kadar tehlikeli tipleri vardır. Evsizler mi, bıçaklılar mı bilinmez.Birde İstanbul E-5 yolu, çöpçü ve bir kaç kişi haricinde kimse yok etrafta da... Fakat küçük gösterdiğimden kötü bişey de olmadı. Buna da şükür... Geri dönmek için tekrar üst geçite çıktığımda havalı durmak için açtığım montumun fermarını takıp belime kadar çektim veee tam bu sırada binmem gerektiğini tembihlediği MR20 İETT metrobüsüne de kaçırdım. Yarım saatten önce gelmezdi. Ne de olsa doğru yöndeyim diyip 30 saniye sonra gelen MR1'e bir adamla bindim.Otobüsün hemen girişindeki ışığın yüzümüze vurmasıyla adama genç olması sonucundan abi diyebileceğimi çıkardım yüzünden... Bu sefer aptallık etmeyip direk Silivri birliklerine çıkmak istediğimi söyledim. Şoför ve abi Küçükçekmece de binebileceğimi söyledi. Abiye basabileceğini rica ediyordum lafımı kesip geç dedi. Hemende de Uzağa oturmuştu, 50 kuruşum olmadığı için direk 3 TL yi hazırladım. Hemen gittim yanına uzattım, "Kaptan olmaz" diyip kabul etmedi. Öyle bişey olmaz diyip yanındaki boş koltuğa bırakıp utanarak hangi yön olacaksa olsun başka bir koltuğa kaçtım.Israrlarına rağmen kaçarken çocuk gibi "banane" dediğimi hatırlıyorum :D Otobüs boş gibiydi. O giden yönün ters koltuğuna oturmuştu bende aynı şekilde uzağına çaprazına oturdum
(bana göre ben solda çocuk sağ ilerdeki tarafta) fakat derdim çocuk değildi sadece şans eseri oldu. Çocuk 22 23 yaşlarında 1 70 1 73 siyah sakallı yanları enseyi hafif kazıtmış üst kısmı uzun siyah saçlı bi gençti. Hiç benim tarafa daha doğrusu arkasına (benim tarafa kısaca :D) dönmüyordu ve çene hareketlerinden çıkardığım kadarıyla sakız çiğniyordu. Üzerinde siyah deri ceket mont vardı arkadan omuzları genç yetişkin bir erkekte olması gerektiği gibi normal genişlikteydi fakat spor yapıyormuş gibi duran çok çok hafif geniş duran omuzları vardı. Belki deri mont veya kıyafetlerdendi. Bu arada saat 9:40 tı.. Acaba Silivri Birliğin sonucusu kaçtır diye düşünüp dalmıştım. Küçükçekmece ye yaklaşmışız. Otobüstekiler Küçükçekmece yaklaştığında uyardı "Durağın geldi"diye..Beni göremeyenler duyamayanlarda Silivri ye gidecek çocuk nerde dedi bu arada:D Burada ineceğimi söyledi herkes. Hatta bi adam karşıya geçeceksin dedi şoför kızdı hee çocuğu yanlış yönlendir diye... bende dalmışım uyuyorum tamam diyorum sorgulamadan. Aynı yöndeydik sonuç olarak değil mi? =) Ne yapmam gerektiğini de söylediler. İndim otobüsü beklememek için arkasından geçmek üzereydim ki tam giderken biri "gel buraya" , "hey! gel buraya" diye birini çağırıyordu. "Gel buraya çocuk" diyince ben olduğumu idrak edebildim. O çocuktu! Yaptıkları için Teşekkür ettim. Yağmur çok daha hızlanmıştı. Yağmur hakkında kendisi duyacak kadar söylendi. Küfür ettiğini sanmıyorum. Hızlı yürüyordu, yetişmek zordu. Siyah rugan ve ucu sivri yada kare olmayan şık ayakkabısı, siyahımsı yada koyu mavi kotu ve elinde spor çantası vardı. Spor çantası E ile başlıyordu sanki. Fitness'a mı gidiyorsun diye sormak istedim fakat çekindim. Sesini bazen çalıştığım Silivri Tekzen'deki bir çocuğa benzetiyordum. Neyse ,
Çok kötü bi yerde kalmışsın dedi. İşte olanları anlattım. Merakım gene ağır bastı ve abi rahatsız etmek istemem fakat yaşın kaç dedim. 24 dedi kaç gösteriyorum dedi 22 23 yaşını gösteriyorsun dedim. Peki Benim yaşım kaç diye Muhabbete sarmak isterdim fakat sıkmak istemedim ve tanımıyordum adamı fakat hâlâ onunla gidiyordum. (O gece dua ederken farkettim de aslında 19 yaşındayım! diye onun cevabından sonra cevap versem çocuk olmadığımı anlayıp yardım hakkında düşünceleri kırılırdı veya bu kadar ilgilenmezdi fakat bir yandan da sesimin hâlâ kız gibi çıkmasından ve heyecanlı ses tonumdan dolayı yeni reşit olmuş çocuk olduğumu da çoktan farketmiş olabilir di belkide otobüstekiler de bunu farkettiğine rağmen gene de yardım etmişlerdi.) Silivri de mi oturuyorsun abi diye sordum. Amaç yaklaşım tabi... Avcılarda oturuyormuş. Belki de benim için inmişti yardım olsun diye. Silivri'yi sorduğumda Güzelsemt'e gidiyorum oranın plajı çok güzel dedi. Yani oturduğum yerleri az çok biliyordu ne hoş ki ben Güzelsemt'i bilmiyorum. Hee bu arada konuşmalarımızda kitap bakmak için geldiğimi söylediğimde Kadıköy mü dedi bende Bakırköy dediğimde anında "Beyaz Adam" diye cevap verdi. O da zamanında oradan kitap almış... Tabii Silivri'den oraya böyle olması normal dedi. O sıra ikimiz üst geçitin merdivenlerini iniyorduk. Neyse durağa geldik kısa bi süre bekledikten sonra Kıraç arabası geldi ve Allah'a emanet ol dedi. Abi dedim kolunu tuttum ve hayırdır n'oluyor dedi :) bu geceyi hiç unutmayacağım çok teşekkür ederim dedim Yav tamam yada abartma sende gibi tavır verdi galiba. Emin değilim çünkü benim için o anı anlamak otobüs sesinden dolayı çok zordu ve otobüsü de kaçırmak istemiyordu doğal olarak. İyi bir abiydi... 10-15 dakika o yağmurla karışık buz gibi olan soğukta bekledim.
O bekleme anında aynen şöyleydi:
Poşet tuttuğumdan dolayı ellerimde iğnelenme hissiyle beraber soğuğu kemiklerimde yaşıyordum.Yağmurdan gözlüklerimde buhar ve damlalar olmuştu. Gözlük kullananlar bilir bu durumdan dolayı gelen otobüslerin güçlü farları daha çok parlıyordu. Çoğu zaman Silivri otobüsü diye görür fakat altında ya farklı bi otobüs çıkar yada binek araç çıkardı. Sonunda Silivri birliğimi gördüm ve içimdeki otobüs yok endişesi bitti.. Gerçi bu durum o çocuktan sonra yok gibiydi.. Hemen bindim... Böylece bu gece hayatımda hiç bir zaman unutmayacağım anıyı yaşarken heyecanlı fakat sonunda tatlı bir hisle aklıma kazımış oldum.
Çocukla yaşadığım bu anların zamanı "20 Aralık 2016 21:30" idi... Yazıyı otobüse bindiğimde o ıslak halim ve buharlı gözlüklerimle telefonumdaki not defretime yazdım. Çoğu erkeğe seks objesi olarak bakarken ilk defa bilinçli olarak o otobüsteki abilere ve o abiye, abimmiş gibi bakmıştım. Onlara hergün dua ediyorum. Her ne kadar eşcinselmişim gibi görünsem de ne bi ilişki yaşadım ne de bir aşk... Benimkisi tamamen 18 yaş altında yaşadığım ilkokuldaki yaşadıklarımı beynimden atamamın problemleri...
Okuduğunuz için teşekkürler!!! İyi günler!
24 Ocak 2017 Salı
16 Yaşında Otobüs'te Taciz Edilme Anım!...
Tarih 6 Mayıs 2013 ve lise 2'deyim.O zamanlar kollarımdaki tüyler hafif hafif, bacak tüylerim ise yeni yeni belirgin bir şekilde artmaya başlamıştı.Hiçbir sakal belirtisi yok, ince sesli, ince yapılır kız gibi bir şeydim. Bıyıklarım gürdü fakat kestiğimde kız kılığına girebilirdim fakat ailemden dolayı bu mümkün değildi. O gün benim için annem ve anneannem ile psikiyatriye gittik.O zamanlar ailem eşcinsel olduğumu bilmiyordu tabii. Çıktıktan sonra acilen eve gidip üstümü değiştirip, okula yetişmem gerekiyordu ve acilen otobüse bindik. Annem ve anneannem önde boş bir yere oturdu ben de arkada en köşeye oturdum. Açıkçası hayatımda ikinci defa tek başıma oturdum diyebilirim. Tek başıma yaptığım ilk yolculuk rehberlik öğretmenimi sayarsak Kasım 2013, öğretmenimi saymazsak 18 yaşında (2016) Temmuz ayındaydı. Neyse o sıra müzik dinliyordum. Hava epeyce sıcak ve güneşliydi. Yanımada yaşlı birisi oturdu ve öyle
bir yaklaştı ki o dar omuzlarım feci şekilde birbirine girdi bende iyicene büzüştüm. Gazeteyi de bana da hava yapacak gibi savuruyordu bende içimden dedim
ki"Yaşlıdır her halde bana da yardım etmek istedi."
Bana;
-Otobüs ne zaman kalkacak?Off çok sıcak.
-(Müziğimi kapattım) Efendim? >> Şimdi ilk cümleyi
nasıl yazdınız diyorsunuz ama sonra söyleyince anladım.
-Otobüs ne zaman kalkacak?
-Birkaç dakika sonra kalkar.
Devam ettim.Müziği açtım fakat sonra farkettim ki sanki
uyuyor gibi eğildi ve dirseğini bacağıma koydu.Müzik bitti ama böyle olduğu
için de açamadımda... İkide bir "Off çok sıcak." derken gazeteyi sallayıp
hemen indiriyordu.Sonra farkettim bu benim bölgeme gelmeye başladı. Heyecandan kalbim güp güp atıyordu ve yüzüne bile bakamıyordum. Uyuyor gibi
eğilmişti fakat sanki gözleri açıktı.ve eee haliyle de bende ereksiyona geçmemek
için kendimi feci sıkıyordum, sonra bu daha da dirseği üstüne getirdi.Sonra
dirseğini çekip bacağıma elini attı.Oturmadan önce ceketini çıkarmıştı ve o ceketi de öne kapatacak şekilde koydu ve yine "Off çok sıcak." dedi. Ardından okşamaya, sıvazlamaya başladı, tahrik olmaya başladım ve ereksiyona geçtim. Yarrağımda resmen kalp atıyordu. Çok heyecanlanmadıkça olmayan bir şeydi haliyle evde olacak bir durum değildi. İlkokulda arkadaşımla oynaştığımda bu olurdu. Bu arada böyle devam ederken bende
utangaçlığımdan hiçbir kelime edemedim. Şimdi de külodumdan çıkarmaya çalışıyormuş
gibi çekiyordu, sonrada fermuarımı açmaya başladı ve ben sessizcene
kafamı döndürdüm ve ona baktım. Oda yüz ifadesini hiç bozmayacak şekilde önüne bakarken farketti ve
açmaya çalışmadı. Tekrar elini attı bacağıma devam etti okşamaya. Bu sefer elimi
alıp önüne attı ve ben de 1-2 dakika hiç birşey yapmadım heyecandan, zaten tiksinmiştim saçları beyaz bir yaşlının sidikli sikini tutamazdım. Aynen bu şekilde düşünmüştüm tabii genç biri olsa boşaltırdım bile. Ben bunları düşünürken pantolon üzerinden o sıvazlattı kendi şeyini... Bir süre sonra elimi tutup çekti ve elimi götüne götürdü.Bileğimden sıkıca tutmuş göt yanağını okşattırıyordu. Ben
utangaçlığımdan daha çok korktum ve içimden "Acaba hırsız mı ne?" dedim. Bu moruk ardından benimkisini okşamaya devam etti ve bu arada onun elini çekmesinden faydalanıp sağ kolumun dirseği ile hala ereksiyon
halindeki şeyimi kapattım. Tabikide ereksiyondan çıktı. Telefonu her zaman sol elimle tutardım ve sol cam tarafta oturduğum için kolumu çıkarmam daha önceden imkansızdı.Zaten oda benden bir
önceki durakta inmeyi hazırlanıyordu bende bunu farkettim ve ona birşey söylemek
istedim. (Başka birisine bunu yapmayın gibi..) ama inmeye başlayınca ona
tıkladım ve oda (Hayır yaparken kaşlarımızı kaldırırız ya) o şekilde bana
baktı ve gözlerinde de sanki herkesin içinde ona bir şey söyleyecekmişim gibi korku hissetmiş bir yüz ifadesi vardı ve kendi durağımda ailemi "o" ellerle tutarak eve gittim. Benim için böyle bir şey ilkti ve aşırı korkmuştum, dilim tutulmuştu. Her yerim titriyor ve o sıcağın ortasında heyecandan üşümeye başlamıştım. Bir gay olarak beni bulması güzeldi fakat dedem yaşına yakın biri tarafından bunu yaşamak... İğrençti... Bu durumu yaşadıktan sonra aileme söylemezdim fakat o şok ifade suratıma vurmuş ki annem hemen sordu otobüste bir şeyler mi oldu diye. Onlara anlatamazdım zaten dışarı salmıyorlardı, bir de evde de rahat bırakmazlardı. Hemen Forum Donanım Haber'e girip yazıyı yazdım o gün. İnsanların anında cevap vererek yazı yazması beni bi nebze de olsa rahatlattı. O gün yaşadıklarımı okulda anlattım herkes çok fena güldü. Açıkçası arkadaşlarımın yanında olduğum için şoktan çıkmıştım. Bende rahatladım ve güldüm. Eğer sizde taciz gibi bi durum yaşarsanız o anın etkisiyle şoka girmeyin direk "Sapık var." diye bağırın. Yaşınız kaç olursa olsun. Erkek veya kadın, 20-30-40 yaş olun farketmez... "Sapık var." diye bağırmak sizi tanımadığınız ya da tanımadığınız insanların yanında sizi küçük düşürmez. Böyle bir yaşamaktansa hiç yaşamamanız daha iyi... İyi günler veya geceler!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)